
Bazıları için yerel seçime birkaç ay kala, bana göre ise geçen yerel seçimlerin hemen akabinde başlayan yerel seçim maratonu bitti ve bir sonraki seçimlere kadar bizlere başkan olacak, ilçe ve beldelerimizi temsil edecek belediye başkanlarımızı seçtik.
Sonuçlar bazı gurup ve partiler için hüsran, bazıları için ise zafer oldu. İkinci gelen için bir madalya veya şilt söz konusu olmadığına göre birincileri yani başkan seçilenleri alkışladık ve Allah’a ısmarladık. Çocukluğumuzdaki o marşta olduğu gibi.
“Annem beni yetiştirdi, bu vatana yolladı. Al sancağı teslim etti, Allah’a ısmarladı”
Bayrak onlarda ve en iyi şekilde dalgalandırılacağına inanıyoruz. Allah’tan kolaylıklar diliyoruz.
Şimdi yeni bir yarış başladı. Kazanan veya kaybeden partilerin ilgili tüzükleri gereği yapmaları gereken ilçe ve il kongreleri veya kongresini yapmış bile olsa kaybeden ilçe başkanının başını isteme faaliyetleri.
İlçemizde, Milliyetçi Hareket Partisi’nde zafer kazanılmış, sular dinmiş görülse bile içten içten kazan kaynamaya devam ediyor, eski ilçe başkanları veya bu göreve talip yeni isimler veya belediye başkanının işaretini almış kişiler kulis yapıyor, gönüllerinde yatan aslanı ortaya çıkarmak için zaman ve zemin kolluyorlar. Seçimin akabinde boşalan beldelerin, belde başkanlıklarının seçilmesi, delegasyonun ilçe teşkilatını seçmesi vs. Yani süreç doğru işliyor.
Cumhuriyet Halk Partisinin, Sn. İlçe Başkanı ile birlikte, seçilemese bile dürüstlük, liyakat ve temiz yüz olarak herkesin üzerinde hemfikir olduğu Belediye Başkan Adayları Sn. Ali Nail Kılıç Bey ve meclisi, ilçedeki dört belediye başkanlığından ikisini alarak kazandıkları zaferi, bu andan itibaren yeni seçimlere odaklanarak ve kendilerini yapacakları icraatlarla kabul ettirerek taçlandırmalıdırlar.
Yazımda en çok bölümü ayıracağım, Adalet ve Kalkınma Partisi ise kazansa da kaybetse de herkesin nazar ettiği, kem gözle baktığı ve bazılarının da sırf ilçe başkanı olabilmek uğruna belki de sattığı bir parti konumundadır. Kurulduğu anda tüm ilçenin tepkisi ile katıldığı ilk genel seçimlerdeki başarısından ötürüde kıskançlıkla karşılanan bu partinin üzerindeki sular durulacağa benzemiyor.
Tüm ülkede yaşanan oy kaybının sebepleri araştırıldığında ve ortaya çıkan sebepler incelendiğinde teşkilatların başarısızlığının en az yüzde ile ve en alt sıralarda olduğu partinin genel başkanı tarafından da kabul edildiği bir gerçektir. Bu gerçeğin ışığında Sn. Başbakan, Antalya’ya geldiğinde seçimi kaybeden Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Menderes Türel’i, seçimi kazanan Kepez Belediye Başkan Adayı Hakan Tütüncü’yü ve Akparti Antalya İl Başkanı Hüseyin Samani’yi eşleri ile birlikte akşam yemeğine davet etmiş ve seçimin kaybının faturasını sırtlayarak onlara teşkilatlarını tekrar emanet etmiştir.
Şimdi ilçe teşkilatına düşen, yola çıktıkları adaylarla bütünleşerek, bu günden itibaren yeniden çalışmalara başlamak, hükümetin seçimleri kaybetmeye neden olan faktörleri inceleyerek yapacağı düzenlemelerin desteği ile de genel seçimlere hazırlanmaktır.
Bu yolda giderken beğenilmeyen veya yerel seçimlerde fayda yerine zarar getiren olduysa izole etmek, yoruldum diyen varsa dinlenmesi için kenara çekmek, biraz kafamı dinleyeyim sonra katılırım derken aslında diğer partilerin durumunu inceleyeyim diyen varsa yol vermek teşkilat başkanlarının acilen yapması gereken bir pansumandır.
Diğer bir pansumanda kendi teşkilatlarını oluşturan üyelerin içinde, hal ve hareketleri ile seçmenin ve toplumun tepkisini çeken, teşkilat bilgilerini dışarıya sızdıran kişilerin temizlenmesidir ki, aslında bu seçimlerdeki bazı zaaflarında bertaraf edilmesi anlamını taşıyacaktır. Eğer ilçe teşkilatı herhangi bir sebeple ve geçerli mazeretle kendi isteği ile gitmek istiyorsa o zaman yapacak tek şey vardır. Doğru kişiyi bulmak ve doğru teşkilatı kurmak.
Bu anlamda, parti ilçe teşkilatının yapılandığı, Kemer İlçe Kongresinin üzerinden çok az bir zaman geçmesine ve o kongrede karşısına aday çıkmamasına rağmen, seçimin ardından bazı arayışlara girmek ve Akparti Kemer İlçe Başkanı Zafer Yaman’a karşı harekete geçmek, en azından Sn. Başbakanımızla çelişmek anlamını taşımaktadır.
Bunu dillendirirken kullanılan mazeretin seçimi de biraz mantıklı ve insaflı olmalıdır. Kemer’de herkesin hemfikir olduğu kazanabilecek iki adaydan birini partisinin saflarına, belki de üst baskılar neticesinde monte eden ilçe başkanına, “İki yerel seçimi kaybeden ilçe başkanı” sıfatını layık görenler bilmelidirler ki bu seçimin mağlubu Sn. İlçe Başkanı’nın şahsı değildir. Meclisleri belirlemenin sorumluluğu bile kendisine bırakılmamış bir kişiye hesap sormak abesle iştigaldir.
Şimdi ilçe başkanını devirerek yerine geçmeyi planlayan ve bunun için kulis yapan bir kişi var. İşin tuhafı bu kişi bile Zafer Yaman’a karşı bayrak açarken, “İki yerel seçimi kaybeden ilçe başkanı” olmaz diyerek kulis yapıyor.
Daha da tuhafı bu kişi iki yerel seçimde de Akparti tarafından onore edilen, belediye başkan adayı ve il genel meclisi adayı yapılan bir ailenin mensubu, hal böyle iken bir de hemen her partiye bir isim sokarak ailesini bile toparlayamayan adam görünümündedir.
Kendi ailesini, hem belediye başkan adayı hem de il genel meclis adayı olduğunda toplayamadığına göre iktidarda olan bir partiyi nasıl toparlayacaktır. Böyle bir düşüncenin dillendirilmesi bile Akparti’ye zarar vermektedir.
Kısacası, Kemer’de Akparti İlçe Başkanı’nı değiştirmeyi planlayanların en azından haziran ayında yapılacak olan il kongresini beklemeleri gerekmektedir.
Belki de bir dahaki ilçe kongrelerini.
Oyun bitince şah’ta, piyon’da aynı kutuya konur.